Kayıtlar

Temmuz, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Zenginler Mağarasının İmgecisi

Resim
Ahmet Güneştekin, entelijansiyası olmayan bir muz cumhuriyetinde köşebaşı sahiplerinin ezen ezilen ilişkisinden güçlendirdikleri konumlarının sanattan da mahrum kalmaması için destek üstüne destek verdiği bir "sanat dehası"; öyle ya "üst düzey" insanlar veya kurumlar bile ruhsuz-sanatsız yaşayamaz. Halihazırda dünyanın geri kalanında da sanat sepet işleri bu şekilde yürüyorken Beyaz Türkler bundan geri kalır mı? Hele bir de kokuşmuş bir hümanizmanın örtüsü olabiliyorken sanat, kapitalist sermayenin önde gelen isimlerinin mabetleri oluverir sanat etkinlikleri ve galerileri. Sınıf çelişkisinin, adaletsizliğin en yoğun hissedildiği mekanlar ve jet sosyetenin podyumudur artık buralar. Akşam yoksul mahallenizdeki evinize dönecek oluşunuz gerçeğini unutabilseniz bir an, orada hakikate yabancılaşmış hayaletlerin, gözalıcı kıyafetler içine gizlenmiş çürümüş ruhların etrafa yaydığı pahalı parfüm kokuları gerçekliği yüzünüze tokat gibi vuracaktır. Artık yoksulluk ve adaletsiz...

Müzik - Zevk İlişkisi

Resim
Müzik dinleyicisi için müzik salt bir zevk meselesi midir? Öyleyse eğer, bu zevk geliştirilebilir bir algının ürünü değil midir? Yaşam koşullarımızdan bağımsız mıdır müzik zevkimiz? Kitlelerin müzik zevkini sebepleriyle irdeleyerek hazzı bile nedensellikle anlatmak ne kadar "makuldür"? Yoksa rasyonel aklı alt etmeye yeminli Post-Truth'un sonuçları sebeplerinden kopararak "hakikati" anlamsızlaştırdığı bir dönemde bu soruların hiçbir anlamı yok mudur? Ben yine de bütün bu soruları birçok kişiyle sahneye çıkıp, çeşit çeşit dinleyiciyi gözlemledikten sonra müzik-zevk ilişkisi bağlamında masaya yatırma gereği duyuyorum.  Yaklaşık beş yıl önce kurduğumuz müzik grubu Babetna ile epey umutlu bir müzik yolculuğuna başladık. Bütün grup elemanlarının önceki müzik hayatlarından sahip oldukları müzik-yaşam tecrübeleri bizim için büyük bir avantajdı. Keza bu avantaj, daha önce maruz kaldığımız eşitsizliklere, kitlenin yoğun teveccühüyle artan popülist tarz ve davranışlara kar...

Gövde ve İtaatsiz

Resim
Yaşadığımız coğrafyanın anlamlar dünyasına hiç de erkeksi olmayan doğal bir durum bırakıyorum. Biyolojik varlık ve onun sonucu olarak gerçekleşen ereksiyon hâli tutku akışının iki belirleyeninden biri, buna rağmen birçok göstergeyi örtmeye programlanmış bireylerin oluşturduğu toplumsal yapılar için erekte olmuş bir penis veya sulanmış bir vajinanın gösterilmesi/resmedilmesi provokatif bir hareket olarak görülebiliyor. Zaten beni besleyen de pratiğimin görülme şeklidir. Şu resmi yaparken aldığım hazzın seksten daha büyük oluşu nasıl açıklanabilir peki? Ötekinin gözlerinde var ederken kendimizi, yine onun gözlerinde yok sayılmanın acısının verdiği haz… Bu resmi görür görmez fal taşı gibi açılacak gözleri, etraftakilerin görmelerinin önüne geçmek için telefonunun ekranını kapatmaya çalışanları düşünmenin heyecanıyla çizgilerim güç kazanıyor.  Ağacın dalında yeşermiş incirin yarılmış ucundan aşağı doğru süzülen beyaz ve tatlı bir sıvı… Dal, kaskatı duran ağaca rağmen yaşamsal bir harek...

Boşluk

Resim
Tuzlu bir tat, kaynağından süzülüp akan ılık bir şey, biraz vıcık kıvamı, ağzına damlarken onu havada yakalayıp tadın membağına gidiyor dili. Daha da yoğunlaşıyor tat. Göz yaşını hatırlatıyor ona. Gözlerinden ağzına doğru süzülen, dudaklarına ulaştığında diliyle tattığı; fakat ekşimsi, oldukça ıslak... Islaklıkta yaşam var, haz var, acı var; ıslaklıkta burukluk var. Arada kalmak, emin olamamak nemlidir. Oysa ıslaklık nefes aldırır. Bırakılmak istenmeyen her şey ıslanınca nefes alır, burulur, açılır ve yine nefes alır. Ter... O da tuzlu ve ıslak ve şimdi her yerlerinden sular seller gibi akıyor. Beklemiyorlar, arada kalmıyorlar, suluyor ve içiyorlar. Bazen hırçın, bazen yumuşacık suluyorlar. Tüm uzuvlarını kaplayan ıslaklık kaynaşıyor, birleşip akıyorlar birbirlerine, fokurduyorlar. Zaman da fokurduyor onlarla. Fokurdarken yavaşça durağanlaşıyor zaman, akmamaya başlıyor sonra. Onlar ise oluşuyorlar, birleşiyorlar, kopuyorlar. Tekrar tekrar oluşuyorlar. Oluşurken hiç kimseleşiyor ve hiçb...

Saygısızlar Cemiyeti Manifestosu

Resim
Öncelikle neden saygısızız sorusunu soruyoruz kendimize. Ya da soruyu şu şekilde soralım; bizi bu hâle getiren nedir? Bu soruda da bir terslik var gibi. Bu hâle evrildik mi yoksa zaten öyle miydik? Varlık, çırılçıplak fırlatıldıktan sonra yeryüzüne yumuşacık bir battaniyeyle örtülür. İşte o yumuşacık, mis kokulu battaniyenin üzerimize örtülmesi ile başlar bütün manipülatif hikâyemiz. O battaniye, hakikat geçirmez bir zırh, üzerimize örtenin satın aldığı minnetin ilk tapusudur. Tapulandıktan sonra zihinlerimiz, benliklerimiz ve hatta bedenlerimiz "ben"den geriye ne kalır? "Ben" artık salt bir "değer" taşıyıcısı ve bu kokuşmuşluğu saygı düsturuyla örtmeye yeminli pespaye bir varoluşmuştan başka bir şey değildir. Bunun farkına varan varlık, üzerindeki minnet zırhını bir kenara fırlatır ve bütün kırmızı çizgilerini doğanın bin bir rengiyle boyar. İşte o vakit, babaların yazdığı yazgımıza karşı saygısızlığımızın ilk adımı atılmış olur. Dört yanımızı kuşatmış ol...

Müzikte Anlam Arayışı

Resim
Son zamanlarda zihnimde belirmeye başlayan ve bunları ifadelendirmek için yanıp tutuştuğum düşünceleri halen insanlık için en güçlü var olma eylemlerinden biri olan yazma eylemiyle buluşturmak için can atıyordum. Bu seferki konu, daha doğar doğmaz teknesinde yoğunlaşıp dışarı, kulaklarıma doğru akan uyumlu ve naif ses frekansları üreten bağlamanın (enstrümanın) aracılık ettiği müzikle ve yine müziğe aracılık eden müzisyenle ilgili. Gelişi güzel mekana dağılan frekansları bir uyum içinde bir araya getirme becerisi gösteren insanı aracı olarak göstermem onu basitleştirmez fakat buradaki amacım ona atfedilen yüceliğe de engel olmak olabilir. Şüphesiz evrimsel sürecin sonucu olan insan zekasının imgelem gücünün sesleri bir araya getirişindeki muazzamlık göz ardı edilemez. Ben bunu gerçeği yorumlayış olarak görüyorum. Gerçek, ses dalgalarının başı boşluğuna işaret eder. Oysa insan zihninin imgelem gücü onu yontar, derler, toparlar ve melodilere dönüştürür. Stravinsky bu durumu şöyle anlatıy...

Çağdaş Sanatlar Kurmacası ve Marketing

Resim
Meksikalı sanat Eleştirmeni Avelina Lesper'i YouTube'da Çeviri Konuşmalar adlı çok kıymetli bulduğum bir kanalda keşfettim. Kendisiyle yapılan röportajda Çağdaş Sanatlar hakkında oldukça ilgimi çeken açıklamalarda bulunuyor. Bu röportajı yazıya döküp paylaşma isteğimin önüne geçemiyorum ve derhal bol başlat durdurlu kısa bir mesai başlıyor benim için. İyi okumalar olsun o vakit sizlere.  . Herkesin sorduğu asıl soruyla başlamak istiyorum. Sanat nedir? Sanat, insan aklının, yeteneğinin ve duyarlılığının bir ürünüdür. Sanat her şeyden önce yaratımdır. Sanatçı, sanat yaratmak, çalışmasına odaklanmak için hiçlikten, sıfırdan, ya da küçücük bir fikirden yola çıkar. Çalışmak; sadece sanat üretmek için çalışmak farklıdır. Sanat üretme sürecinde, iletişim kurabilecek, başkalarının duygularına ortak olabilecek bir obje yaratmaya dair bir istek vardır. Yani bu bana ait bir tanım. Aristoteles sanatın mantığa dair bir üretim süreci olduğunu söyler. Jung, sanatın bizi barbarlıktan kurtaraca...